Nasıl da üşüdü ayaklarım diye geçirdi aklından. Ama normal değil miydi? Kaç saattir yağmurun altında amaçsızca yürüyordu. Evinde pencerenin önünde oturmuş, günlük gazetesini karıştırırken birden yağmurun bastırdığını görünce kendisini dışarı atmıştı. Hem de yanına ne telefon almıştı ne de üç beş kuruş para. Öylece çıkıvermişti evden yağmurun yağdığını fark ettiği an.
Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.